Football Manager kariyer hikayelerimize Premier Lig’de fırtına gibi esen, seneler sonra Premier Lig şampiyonluğu yolunda emin adımlarla ilerleyen Liverpool ile devam ediyoruz. İşte Liverpool kariyerimizin sezon öncesi hazırları ve detaylar.

Bir önceki yazımda Liverpool kariyerimin sezon öncesi transferler, taktik ve genel durum hakkında bilgi vermiştim. Şimdi aksiyon zamanı;) Yazımın bu bölümünde artık sezon geneline odaklanacağım.

Liverpool kariyeri son yıllarda “çok büyük zevk alarak oynadığım kariyer” olarak bende yerini aldı. Bunda oynanan futbol, atılan güzel goller ve ezilen rakiplerin de büyük payı var tabi 🙂

Sezona, oynadığım her kulvarda kupa hedefi ile başlamıştım ve bir kupa haricinde hedefe ulaştım diyebilirim. Maalesef Şampiyonlar liginde, yine geçen seneki kaderi yaşadık ve finalde bu kez bir başka İspanyol’a Barça’ya uzatmalarda boyun eğdim.

Sezonu özetleyen tabloya bakmak gerekirse:

Premier Lig, İngiltere Federasyon Kupası ve Carabao Cup şampiyonluğu ile tamamlanan sezon tüm taraftarlar ve yönetim için harika bir yıl oldu. Ah şu uzatmalarda Barça’yı kaçırmasaydım.. 1 sezonluk kariyeri zirvede bırakabilirdim 🙂

Turnuvalara hızlıca bir göz atmak gerekirse

 

Lig Tablosu:
38 maçlık lig maratonunu harika bir şekilde, 30 galibiyet, 7 beraberlik 1 mağlubiyetle 97 puanla zirvede tamamlandık. Aldığım tek mağlubiyet ligin 2. haftasında City’e karşı 3-2lik mağlubiyetti.Ligi 105 gol atıp, 36 gol yiyerek tamamladım. Hedefim aslında City’nin 100 puanlık 2017/18 rekorunu kırmaktı ama 97 puanda kaldık.

Ligde geriye dönüp baktığımda 5 gol üstü maçları bir resim altına topladığımda şöyle bir şey çıkıyor ortaya. Görüldüğü üzere Watford ile bol gollü karşılaşmalarımız oldu 🙂


Bu maçlardan, Tottenham, Chelsea ile yaptığım maçlar ise unutulmaz maçlardı. Her iki takıma da attığım yarım düzine gol uzun yıllar unutmayacağım bir kariyerin mihenk taşları olacak.

Şampiyonlar Ligi:

Şampiyonlar liginde gruplarda geçen seneden yarım kalmış meselemizin olduğu Real Madrid, Celtic ve Napoli ile mücadele ettim. Bu maçların her biri önemli olmakla birlikte, Kloop’un elinden kupayı kapan Real Madrid’e ayrı bir bilenmiştim. Ama ne derler bilirsiniz, intikam soğuk yenen bir yemektir. Bizim yemek henüz soğumamış olacak ki Santiago Barnebeu’da Real’e karşı yoğun hücum oynayarak başladığım maçtan 3-1 mağlup ayrılmak durumunda kaldım :@ Bu kariyerdeki en sinirlerimi zıplatan an Real’den üç yediğim andı sanırım.

Sonrasında toparlanıp hırsımı Celtic ve Napoli’den çıkardım. Onlara biraz acımadım ama yapacak bir şey yoktu…

Gruplardan sonra bir İtalyan, bir Fransız, bir İspanyol daha geçtim veeee finalde yine geçen sene olduğu gibi bir İspanyolla, Barça ile karşılaştım.

Kendi kalemize gol attığımız yetmezmiş gibi bir de uzatmalarda yeyince, oradan maçı çeviremedik. İstatistiklere bakınca, her anlamda üstün oynadığımız bir maçtı ama istatistikler kazanmanızı sağlamaz !

Federasyon Kupası:

Federasyon Kupası’nda Bolton, Leicester, Tottenham, Newcastle, City ve finalde 7-3 lük ezici bir galibiyetle Arsenal’i geçerek kupaya uzandık.

Final maçında Sadio Mane’nin muhteşem performansı ve hatttrickini güzel hatıralardan biri olarak hatırlayacağım.

Federasyon kupasında 21 golle en çok golü atarak da bu kupayı istediğimizi göstermiş olduk.

Caraboa Cup:

Esasında çok da fazla sallamadığım ama ucunda bir kupa olması sebebi ile kazanırsak güzel olur diyeceğimiz Caraboa Cup’da zorlu rakip diyebileceğim Chelsea, West Ham ve finalde Manu’yu eleyerek kupaya uzandık.

Bir sonraki yazımda rakamlar, istatistikler gibi genel bir sezon sonu değerlendirmesi yaparak, 1. sezonu tamamlayacağım.

Bol FMli Günler