Football Manager kariyer hikayelerimize Premier Lig’de fırtına gibi esen, seneler sonra Premier Lig şampiyonluğu yolunda emin adımlarla ilerleyen Liverpool ile devam ediyoruz. İşte Liverpool kariyerimizin sezon öncesi hazırları ve detaylar.

Football Manager’da yeni bir kariyer başlatırken herkesin kendine göre bir tarzı vardır.  Benim tarzım dünya çapında bir takımı almak değildir ancak Tivibuspor’da Ali Ece ile Maç Masası programında Liverpool kariyerini takip ederken, ben de Liverpool’u alayım bakayım bakalım neler olacak dedim 😉

Her kariyerimde olduğu gibi Liverpool kariyerimde de öncelikle teknik ekibe el atarak başladım. Altyapı sorumlusu, asistan menajer benim için son derece önemli ve öncelikli pozisyonlardır. Normalde ilk sezon asistan menajer değiştirmem ancak madem FM19’da bir farklılık yaptık deyip, asistan menajeri de ilk sezondan seçeyim dedim.

Asistan menajerim, oyundaki en iyi asistanlardan biri: Seppo Eichkorn.

Seppo’yu seçme sebebimin başında oyuncu potansiyeli, yeteneği değerlendirmeden ziyade özellikle antrenörlük yeteneklerinin son derece üst düzeyde olması geliyor.

Altyapıyı da bir başka Alman meslekdaşıma emanet ettim: Bernhard Peters

Şu profile bakar mısınız ? Başka sözüm yok 🙂

Altyapı sorumlusu, altyapıdan doğrudan wonderkid çıkarmanızı sağlamaz ancak özellikle zihinsel gelişim noktasında altyapıdaki oyuncularınız daha iyi olmasını sağlar. Bernhard Peters, altyapı sorumlusu pozisyonunda oyundaki en iyi bir iki hocadan biri. Onu da kadroya kattıktan sonra, sıra yaz dönemi takımı bomba gibi yapacak kondisyonerlere geliyor tabi ki. Tony Colbert, Elio Carravetta son bir kaç senedir her kariyerimde ekibime kattığım hocaların başında geliyor. Bu kariyerimde Arsene Wenger sonrası boşa çıkan Boro Primorac’ı da kaçırmadım, ekibe kattım.

Söz konusu Liverpool olunca çok fazla teknik ekip transferine gerek olmuyor. 18  yaş altına bir kaç transfer yaparak, ileriki sezonların hazırlıklarını da şimdiden tamamlamış oldum.

Teknik ekip çalışmalarını sürdürürken, gözlemcilerimi de dünyanın dört bir yanına göndermiştim ancak hedef ilk sezonda şampiyonluk olduğu için geleceğe yönelik transferlerin yanı sıra, direkt sonuca etki edecek oyuncuları da almam gerektiğinden, sevmediğim bir şey yapmak zorunda kaldım: Kesenin ağzını açtım 🙂

Ama yine de kesenin ağzını açacağım dediysem, kendi paramı kendim çıkarmayacağım demedim 🙂 tabi ki takımda düşünmediğim bazı oyuncularla yolları ayırdım. Burada maalesef huyumdan vaz geçemedim ve yüksek maaş alıp, karşılığını vermediğine inandığım oyuncularla yolu ayırdım.

Giden Oyuncular:
Yaz transfer sezonunda çok istememe rağmen Dejan Lovren ile yolları ayıramadım. (Kendisi uzun süreli bir sakatlık yaşadığından dolayı kimse almadı doğal olarak.) Evet, ben de Ali Ece gibi Dejan Lovren sevmeyenlerdenim 🙂 Sturridge çok yüksek maaş alan ve bunun karşılığını vermeyen bir arkadaşımız olarak, 2019 yaz sezonunda bedava gitmesin diye ocak transfer sezonunda Lovren ile birlikte gönderdim. ( 11.25 e Sturridge mi verilir dediğinizi duyar gibiyim ama dediğim gibi bedava gitmesindense 11.25’e gitmesini yeğledim. ) Benzer şekilde, Alberto Moreno da 2019 temmuzunda sözleşmesi bittiğinden onu da yazın gönderdim. Simon Mignolet, gerçek hayatta da Liverpool kalesine yakıştırmadığım bir kaleci olduğundan ederini gördüğüm an yolladım. Gariptir ki isteyen takım ligdeki rakibim City idi ancak yerine kesinlikle iyi bir aday bulabileceğimden 25 milyona gönderdim. Lalana da sağolsun yapacağım transferler için güzel bir kaynak oluşturdu. Muhtemelen zorlasam Lalana biraz daha pahalıya giderdi ama çok üstünde durmadım. 

Gelen Oyuncular:
Yaz transfer sezonunda yaklaşık 110 milyonluk bir satış ile bütçeme ek yapınca, öncelikle 3 anahtar transfer yaptım: Belotti, Pavard ve De Ligt.

Pavard ve De Ligt,  Ali Ece ve Ekibinin de transferiydi. Hatta Maç Masası’nda meşhur Pavard halayı çekmişlerdi 🙂

Yaz transfer sezonunda, bir diğer kritik ve ileriki yıllar için önem arz eden transferim Ryan Sessegnon oldu. Fulham’ın wonderkidinin öncelikle basın yoluyla kafasını karıştırdım. İstediğim paraya vermediklerinde hocası ile arası açıldı ve sonrasında transfer listesine kondu. Böyle olunca da fırsatı kaçırmadım.

Ocak transfer sezonunda ise  eğer devam edersem kariyerimin ileriki yılları için çok önemli iki transfer yaptım: Frankie de Jong, Leon Bailey ki gerçek hayatta, Ocak transfer sezonunda Frankie De Jong 86 milyon gibi bir bedelle Barça yolunu tuttu.

Bu transferleri yaparken tabi ki oyunda kullanacağım taktiği de göz önünde bulundurdum. Liverpool’un normalde taktiği 4-3-3 olmakla birlikte, ben genellikle 4-2-3-1 tercih ederim ve Liverpool’da da aynı taktik ile devam edeceğim. Bu sebeple, ilerideki tek forvet için Belotti’yi aldım. Firmino’yu forvet olarak değil de AMC olarak kullandım. Sağ kanatta Salah ve ona alternatif Cristian Pavon’u aldım. (Kendisi son derece beğendiğim bir kanat oyuncusudur.) Firmino’nun alternatifi olarak Kopenhag’dan Rasmus Falk’ı ekibe kattım. (fiyat performans olarak son derece memnun kaldığım bir transfer)

Defansa van Dijk’ın yanına Pavard ve De Ligt’i aldım. ( Yann-Aurel Bisseck de ilerleyen yıllarda takımda kendine kalıcı yer bulacaktır. )Kaleye Alisson’a alternatif olarak da Livakovic’i aldım ki kendisini ilerleyen yıllarda büyük takımlarda izleyeceğimize eminim.

Yoğun geçen transfer çalışmaları yanısıra yazın Çin’deki kampımız da son derece yorucu ve kondisyon ağırlıklı oldu. Üstüne sık hazırlık maçları koyarak taktiğimi takımın iyice ezberlemesini sağladım.

Hazırlık maçları bol gollü geçmekle birlikte takım henüz yeni taktiğe tam uyum sağlayamadığından, özellikle böyle bir değişiklik durumunda sık hazırlık maçı yapmanızı tavsiye ederim.

Maçlara girmeden önce hızlıca taktiğime de bir göz atalım. Bu taktiğin detaylarını daha önce başka bir yazımda anlatmıştım. İnce farkları olmakla birlikte genel olarak kullandığım taktiğin detayları hakkında fikir verecektir.

Liverpool’un Jürgen Kloop sonrası karakterine oturan Gegenpress anlayışını aldığım yerden devam ettirdim. Taktiğimin ana odağı da zaten kaybedilen topun çok şiddetli bir pressle hızlı bir şekilde geri alınmasıdır.

Tüm bu hazırlıklardan sonra en son olarak antrenman durumuna da bir göz atıp yazıma son vereyim.

Antrenörlerin durumu görüldüğü üzere son derece parlak. Gelecek sezon Savunmanın teknik tarafı üzerinde iyi bir hoca bulursam onu da ekibe katacağım.

Sezon öncesi genel durum ana hatlarıyla böyle. Yazımın ikinci bölümünde sezon hakkında biraz daha detay vereceğim.

Bol FMli Günler